Prof. Dr. Mert Dumantepe

Bacaklarımızda görülen varislerin nedeni, cildimizin hemen altında yer alan ve normalde bacaklarımızdaki kirli kanı temizlenmek üzere akciğere taşıyan yüzeyel toplardamarlardaki kapakların işlevlerinin bozulmasıdır (Venöz yetmezlik). Bu kapaklar tahrip olurlarsa, kan yer çekimi etkisiyle geri kaçar (reflü) ve bacak toplardamarlarında birikir. Yıllar içinde reflünün oluşturduğu basınç artışı nedeniyle bacakta diz altındaki toplardamarlar şişer, genişler ve varisleri oluştururlar. 

Varis Nasıl Oluşur?

Bacaklarımızda görülen varislerin nedeni, cildimizin hemen altında yer alan ve normalde bacaklarımızdaki kirli kanı temizlenmek üzere akciğere taşıyan yüzeyel toplardamarlardaki kapakların işlevlerinin bozulmasıdır (Venöz yetmezlik). Bu kapaklar tahrip olurlarsa, kan yer çekimi etkisiyle geri kaçar (reflü) ve bacak toplardamarlarında birikir. Yıllar içinde reflünün oluşturduğu basınç artışı nedeniyle bacakta diz altındaki toplardamarlar şişer, genişler ve varisleri oluştururlar.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Varis oluşumuna; ailesel yatkınlık, aşırı kilolar, mesleki nedenlerle fazla ayakta durma, hareketsiz bir yaşam stili, cinsiyet, yaşlanma ve hamilelik gibi bir dizi etken neden olabilmektedir. Hamilelik döneminde görülen varislerin % 60-70 oranı sonradan düzelmektedir. Diğer yandan birçok sağlık sorununda olduğu gibi hareketsiz bir yaşamın ve ilerleyen yaşın etkisi ile varis oluşumunda artış görülmektedir. Variser yetişkin nüfusun %15-20 sini etkiler. Kadınlarda erkeklere oranla 2-4 kat daha fazla görülür. Ailesel geçiş oranı %50 den fazladır. 20-70 yaş arası kadınların %55’i varislerden şikayetçidir. Buradan yola çıkılarak Türkiye’de 6-7 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir.

Kimlerde Görülür?

Yetişkin nüfusun %15-20 sini etkiler. Kadınlarda erkeklere oranla 2-4 kat daha fazla görülür. Ailesel geçiş oranı %50 den fazladır. 20-70 yaş arası kadınların %55’i varislerden şikayetçidir. Buradan yola çıkılarak Türkiye’de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir.

Kaç Tip Varis Vardır?

Anatomik olarak varisler 3’e ayrılır:
1)Telenjiaktaziler( Kılcal varisler): 0.5-1 mm Kalınlığında, kırmızı ya da mor renkli, örümcek ağına benzer tarzda, birbiri ile bağlantılı ince kılcal damarlar.
Bölgesel olarak yıldız şekilli veya örümcek ağına benzer yaygın çizgisel oluşumlar olup tüm bacağı sarabilirler. Kılcal varis; daha çok bayanlarda görülen ve ileri vakalarda etek giymeyi engelleyecek kadar ciddi kozmetik sorun yaratan bir tür damar hastalığıdır.
2) Retiküler Varisler: Genellikle 2-4 mm kalınlıgında, mavi yada mor renkli, ciltten hafifçe kabarıklık yapan varislerdir. Bacaklarda kaşıntı yada ağırlık hissiyle birlikte seyrederler.
3) Trunkal varisler (Variköz venler): 4 mm’den büyük, koyu yeşil renkli, sıklıkla kıvrımlı ve büküntülü, üzüm salkımına benzer şekilde anormal derecede genişlemiş toplardamarlar. İleri derecede venöz reflü’ye bağlı gelişirler. Bacakta şişlik, ağrı, yanma, kaşıntı, ağırlık hissi ve gece krampları gibi bulgularla birliktedirler.

Varis Hastalığı tanısı nasıl konur?

Günümüzde bacakta toplardamar patolojilerinin değerlendirilmesinde altın standart renkli doppler ultrasondur. Bu yöntem ile ciltaltında seyreden ve gözle görülemeyen toplardamarlar ultrasonografik olarak incelenebilmekte, damarlardaki kapak yetersizliği (reflü) değerlendirilebilmektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason gittikçe daha sık kullanılmaktadır. Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. 

Her tedavide olduğu gibi erken dönemde doğru ve yeterli tanının önemli olduğu varis tedavisinde, damar cerrahının ilk aşamada Doppler Ultrason eşliğinde “Damar Haritalaması” yapması sonuçların etkinliğinde öneme sahiptir, çünkü varis hastalığında yanlış ya da yetersiz tedavilerin en önemli nedeni renkli Doppler ultrasonografi tetkikinin yanlış yapılması ya da yanlış yorumlanmasıdır.

Günümüzde Toplardamar hastalıklarının değerlendirilmesinde pletismografi, flebografi, BT-Venografi ya da MR- Venografi gibi görüntüleme teknikleri seyrekte olsa kullanılmaktadır.

Varis Bulguları Nelerdir?

Bacak varisi bulunan hastaların en yaygın şikâyeti bacakların görüntüsünün bozulmasıdır. Yaygın görülen diğer şikayetler şu şeklide sıralanabilir: 

Ağrı: Tüm bacağı ve özellikle dizaltı bölgeyi etkileyen derin, künt ve bacağa ağırlık hissi veren bir ağrıdır. Uzun süre ayakta kalmakla artar ve bacağı yukarı kaldırmakla azalır.

Kaşıntı: Bacakta kaşıntı, sıcaklık, yanma hissi ve zonklamaya eşlik edebilir. Genellikle variköz damarların üzerinde olur ve ilerlemiş varis hastalığı bulgusudur.

Ayak bileğinde şişme:
Özellikle akşamları ayak bileklerinde hafif orta dereceli şişlikle gelişebilir, bacağı yukarı kaldırmak ve soğuk duşla şişlikte büyük ölçüde gerileme olur.Hastalar sabah giydikleri ayakkabının akşam ayaklarına olmadığını ifade ederler

Kanama: Venöz yetmezlik nedeniyle toplardamarlar içinde ayak bileğinde basıncın çok yükseldiği durumlarda (hassas cilde hafif bir travma ile büyük kanamalar olabilir, ayrıca ileri derecede büyümüş ve cilde yaklaşmış variköz vende çok kendiliğinden patlayarak şiddetli kanamaya yol açabilir.

Gece krampları: Varis hastalıgının ileri dönem bulgularından biridir. Venöz yetmezliği olan hastalarda tüm gün ayakta kalmaya bağlı toplardamarlarda gelişen venöz hipertansiyonun yol açtıgı düşünülmektedir. 

Varis sorunu daha da ilerlediğinde bacakta renk koyulaşması (hiperpigmentasyon), cildin esnekliğini kaybederek sertleşmesi (Lipodermoskleroz) ve son aşamada yaraların (venöz ülser) ortaya çıkması görülen sonuçlar arasındadır.

Varislerin genellikle gözle görülen ciddi morarma evrelerine gelene kadar önemsenmediği görülmektedir. Öncelikle bir kozmetik ve estetik sorunu olarak görülen varisler, doğru zamanda tedavi edilmediğinde, damar içerisinde pıhtılaşmaya ve iltihaplanmaya
(tromboflebit) neden olabilir. Bu durumun, damar tıkanıklıklarına ve oluşan pıhtının koparak akciğerlerde tıkanmaya (pulmoner emboli) ve ölüme kadar uzanan bir solunum yetmezliğine yol açtığı da bilinmektedir

Tedavi Planlaması

Venöz Cerrahi Kliniğimizde, varis sorunuzu kendi yaptıgımız Renkli Doppler Ultrason yöntemiyle detaylı olarak inceleyelim, bacağınızın toplardamar haritasinı çıkaralım ve sizi yapılması gerekenler konusunda bilgilendirelim. Dünyada uygulann en modern yöntemlerle size gerekli olan tedavileri seçeneklerini anlatalım ve ihtiyacınız olan tedaviye birlikte karar verelim.

Kliniğimizde

  • Yüksek dalga boylu (1470 nm) lazer ve double ring radial katerler ile endovenöz Ablasyon (EVLA)
  • Endovenöz Radyofrekans Ablasyon
  • Bioglue ( yapıştırıcı) ile endovenöz embolizasyon (VENASEAL prosedürü)
  • Perforan ven yetmezliklerinde endoskopik cerrahi ve perkütan lazer ablasyon uygulamaları
  • Cerrahi gereksinimi olan hastalara ise uyutmadan ve dikiş dahi gerektirmeyen mikroflebektomi yöntemi
  • Yüzeyel cilt varislerinde “Veinlight eşliğinde” köpük skleroterapi veya Transdermal lazer yöntemleri yüksek başarı oranları ve düşük yan etki profiliyle uygulanmaktadır.

Varis Hastaları Kime ve Nasıl Tedavi Olmalıdır?

Cerrahi Ameliyatla tedavinin yerini günümüzde hastayı daha az zarar veren “minimal invaziv” yöntemler almaya başladı. Bu konuda uzman damar cerrahları yeni yöntemler aracılığı ile önceki dönemlere nazaran kısa sürede başarılı kozmetik sonuçlar elde ediyor. Her tedavide olduğu gibi erken dönemde doğru ve yeterli tanının önemli olduğu varis tedavisinde, damar cerrahının ilk aşamada Doppler Ultrason eşliğinde “Damar Haritalaması” yapması sonuçların etkinliğinde öneme sahiptir.

Haritalamanın ardından, günümüzde tüm dünyada geçerli olan Endovenöz Ablasyon tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu tedavi; varislere yol açan damarın içten “Radyofrekans” veya “Lazer enerjisi” yayan ince kateterlerle kapatılmasıdır.

Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de konu ile ilgili uzman damar cerrahları tarafından başarı ile uygulanan bu yöntemle varisten şikayetçi olanlar, işlemden birkaç saat sonra ayağa kalkarak evlerine gidebilmekte ve ertesi gün işlerine dönebilmekteler.

Modern Tedavi Yöntemleri

Varisle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Bacaklardaki toplardamarların içinde kanın kalbe dönmesi için tek yönlü çalışan kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar işlevlerini kaybettiğinde ve kanın geriye doğru kaçmasına engel olamazlar. Sonuçta toplardamarlar içerisindeki basınç yükselir ve deri altındaki toplardamarlar genişleyerek varislere dönüşür. Varisli damarlar, çapı 1/4 mm’den geniş gözle görülen mor mavi renkli ipliğe benzeyen damarlardır.
Özellikle gebelik dönemleri, ailesel yatkınlıklar, aşırı kilo ve günlük iş yaşamının getirdiği zorunluluklar, bacaklarda varis oluşumunda etkin rol oynar. Diğer yandan birçok sağlık sorununda olduğu gibi hareketsiz bir yaşamın ve ilerleyen yaşın etkisi ile varis oluşumunda artış görülmektedir.
Varis ilk belirtilerini bacaklardaki ağrı ile gösterir, sonra ince kılcal varisler ortaya çıkar. Daha sonra geniş görünümlü varisler oluşur ve bacak gün içinde şişmeye başlar. Varis sorunu daha da ilerlediğinde bacakta renk koyulaşması, cildin esnekliğini kaybederek sertleşmesi ve son noktada yaraların ortaya çıkması görülen sonuçlar arasındadır.
Tedavi edilmeyen varisler büyümeye ve çoğalmaya devam edebilir, yaşam kalitesini bozabilir. Zaman içinde bacaklarda şişme, renk değişiklikleri, dermatit ve dolaşım bozukluğuna bağlı yaralar (ülser) gelişebilir. Büyük varisler, içlerindeki durağan kan akımı nedeniyle pıhtılaşabilir (tromboflebit) ve bu pıhtı derindeki toplardamara ya da akciğere gidebilir (Pulmoner emboli). Çok nadiren de olsa varis kanamalarına bağlı ölüm olayları bildirilmiştir.
Ameliyatla tedavinin yerini günümüzde hastayı daha az zarar veren “minimal invaziv” yöntemler almaya başladı. Bu konuda “uzman damar cerrahları ( Flebolojist)” yeni yöntemler aracılığı ile önceki dönemlere nazaran kısa sürede başarılı kozmetik sonuçlar elde ediyor. Her tedavide olduğu gibi erken dönemde doğru ve yeterli tanının önemli olduğu varis tedavisinde, damar cerrahının ilk aşamada Doppler Ultrason eşliğinde “Damar Haritalaması” yapması sonuçların etkinliğinde öneme sahiptir.
Bacaktaki Safen toplardamarları bypass ameliyatında kullanılabilir, ancak bunun için normal çapta olmaları gerekir. Oysa varis hastalarında bu damarlar genellikle çok genişlemiş ve kalınlaşmıştır. Bu tür damarlar koroner bypass ameliyatı için uygun değildir. Ayrıca günümüzde koroner bypass ameliyatında Safen damarlardan çok daha fazla göğüs atardamarı, hatta el atardamarı kullanılmakta ve daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu nedenle varis hastalarının ileride doğabilecek kalp problemlerini düşünerek varis tedavisinden mahrum kalmaları gereksizdir. Ayrıca “altın standart” olarak varis cerrahisi kasık ve diz arasındaki bölgeye uygulanmakta, dizaltındaki nispeten daha normal çaptaki safen toplardamarı hastaya ilerde bypass ameliyatında rezerv olarak kullanılmak üzere bırakılmaktadır.
Kaçak yapan damar normal işlevinin tam tersini yaparak bacaktaki diğer normal toplardamarların akciğere gönderdiği kirli kanı tekrar bacaklara kaçıran vücuda zararlı bir toplardamardır. Bu haliyle normal işlev gören diğer bacak toplardamarlarına bir “yük” oluşturur. Bu nedenle kaçak yapan damarın lazerle kapatılması ya da cerrahi olarak alınması diğer damarların yükünü azaltarak bacağı rahatlatır.
Tamamen farklıdır. Transdermal (yüzeyel) lazer cilt içindeki kırmızı renkli kılcal varisleri ciltten verilen lazer enerjisiyle tedavi etmek için yıllardır kullanılan bir yöntemdir. EVLA ise ilk kez 2002 yılında uygulanan, büyük varislere kan kaçıran damarları ameliyatsız olarak kapatmak için kullanılan ve tüm dünyada hızla yaygınlaşan çok yeni bir tedavi yöntemidir.

Tedavi Öncesi Sonrası Fotoğraflar