0552 835 90 90 Menu

Pelvik Konjesyon Sendromu Nedir?


Pelvik Konjesyon Sendromu (PKS), kronik pelvik ağrı nedenlerinden birisidir. Kronik pelvik ağrı ise milyonlarca kadının, günlük yaşam ve ilişkilerini olumsuz olarak etkileyen bir durumdur. Medikal yada cerrahi tedavi gerektirecek kadar ciddi, 6 aydan uzun süren, kronik non-siklik pelvik ağrı olarak tanımlanır. Kadınların %39’u hayatları boyunca en az bir kere pelvik ağrıdan şikayetçi oluyorlar. Kadın hastalıkları poliklinik başvurularının yaklaşık %20’sini kronik pelvik ağrı başvuruları oluşturmaktadır.

                         

Pelvik Konjesyon Sendromu:

Pelvik Konjesyon Sendromu Gelişimi Için Bazı Risk Faktörleri?

Çevresel:
-Gebelik; gebelik sırasında pelvik toplardamar kapasitesi %60 oranında artmaktadır. Bunun en önemli nedenleri;
*Rahim ve içerisinde bulunan bebeğin toplardamar üzerine olan mekanik baskısı,
*Rahim pozisyonunun kilo alımı pozisyonel değişikliklere bağlı olarak değişmesi ve bu durumun yumurtalık toplardamarlarında konjesyona (kan göllenmesi) neden olması,
*Artmış vazodilatör (damar genişletici) etkileri olan progesteron hormonu,
- Önceki pelvik cerrahi girişimler,
- Östrojen tedavisi,
- Obezite (şişmanlık),
- Trombofilebit (damar iltihabı)
- Ağır kaldırma, uzun süreli ayakta durma gerektiren meslekler (öğretmen, hemşire gibi) Anatomik,
- Nutcracker sendromu (sol yumurtalık ve sol böbrek toplardamarının, süperior mezenterik atardamar tarafından sıkıştırılması),
- May – Thurner sendromu (sağ ortak ilyak atardamarın, sol ortak ilyak toplardamarı sıkıştırması),
- Vena kava inferior trombozu,
- Endometriyozis,
- Fibroidler,
- Cerrahi veya enfeksiyonlar sonrası yapışıklıklar,

Pelvik Konjesyon Sendromu ve Gebelik İlişkisi Nedir?

Pelvik Konjesyon Sendromu gözlenme oranı, doğum sayısı ile artmaktadır, özellikle çoğul doğum yapan kadınlarda sık olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sendromun, son yıllarda daha iyi anlaşılması ile, çok doğum yapma gibi durumlar ile yakın bağlantısının olduğu ortaya çıkmıştır. Gerek hormonal (östrojen ve progesteron hormonlarının damar genişletici etkileri), gerekse de bebeğin kendisinin ve gebelik sürecinde büyüyen rahmin toplardamarlar üzerine yaptığı baskı ve basınca bağlı olarak karın içi ve bacak toplardamarlarında belirgin genişlemeler (varisler) ortaya çıkar. Bu durumun gelişmesi, zaman içerisinde olup genellikle de toplardamar içerisinde bulunan kapakçık mekanizmasının bozulmasına bağlıdır.
Gebelik süresince alınan ekstra kilolar, pelvik yapılarda gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkan anatomik değişimler, pelvis bölgesi toplardamar kan akımını doğrudan etkiler. Pelvik ve yumurtalık (ovaryen) toplardamarlarında biriken (adeta göllenen) kan nedeniyle, sağlıklı toplardamar kan akımı yavaşlar, nerede ise durma noktasına gelir. Buna bağlı olarak, toplardamar içerisinde kan pıhtılaşması (tromboz) ve genişlemiş olan toplardamarların kitle etkisi ile yakındaki pelvik sinirlere yaptığı bası sonucunda çoğu zaman ağrı gelişir.

Pelvik Konjesyon Sendromu Bulguları nelerdir?

-Pelvik ağrı: Sık tekrarlayan, 6 aydan uzun süren, non siklik alt karın ağrısı. Hastaların çoğunda, özellikle oturma, ayakta durma, veya gün sonunda daha da kötüleşir. Bazı hastalarda; cinsel birleşme sırasında veya hemen sonrasında oldukça rahatsız eden ağrı ortaya çıkar. Yine azımsanmayacak bir hasta grubunda adet (mens, aylık kanama) öncesi veya sırasında ağrı ortaya çıkar.
- Karın veya pelvis bölgesinde hassasiyet,
- Vajinal akıntı
- Ağrılı adet görme (dismenore),
- Vulva bölgesinde şişme ve dolgunluk olması,
- Bel bölgesinde ağrı,
- Sık, sık idrara çıkma,
- Makat bölgesinde hemoroid (basur),
- Vulva – vajen bölgesinde varis,
- Kasık bölgesinde varis

Pelvik Konjesyon Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

Fizik muayane: Vulva veya vajen bölgesinde belirgin variköz damar genişlemeleri bulunan, şiddetli alt karın ağrısı çeken hastalarda Pelvik konjesyon sendromu akla gelmesi tanıyı kolaylaştırmaktadır. PKS olan hastalar birden fazla kere bacak varisleri nedeniyle ameliyat olmuş ancak şikayetleri geçmemiştir. Başlangıç tanı yöntemi olarak pelvik ultrasonografi, Manyetik Rezonans Venografi (MRV) veta bilgisayarlı tomografi (BT) ilk kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır.
Pelvik ultrasonografi incelemesi:
Pelvik konjesyon sendromu tanısında, Doppler ultrasonografi hızlı, non-invaziv, ağrısız ve kolay uygulanabilen bir tanı yöntemi olması nedeniyle çoğu zaman ilk olarak tercih edilmektedir. Pelvik ultrasonografi incelemesi hem transabdominal (karın üzerinden), hem de transvajinal (vajen yolu ile) yapılabilmektedir. Pelvik bölge toplardamar kan akımının detaylı incelemesi için, doppler ultrasonografik incelemenin katkısı oldukça fazladır. İncelemenin ayakta veya valsalva manevrası (ıkınma) ile yapılması dikkat edilmesi gereken, önemli bir noktadır.
Pelvik Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans (MR) Görüntülemesi
Rahim varislerinin detaylı olarak gösterilmesi ve incelenmesinde oldukça faydalı yöntemlerdir. Hem BT, hem de MR sadece damarsal yapılar hakkında bilgi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda da bu yapıların diğer pelvik anatomik yapılar (özellikle yumurtalıklar ve rahim) ile olan bağlantılarını ortaya koyarlar. İnceleme sırasında, radyasyon kullanılmadığı ve daha ayrıntılı bilgiler vermesi nedeniyle; kontrast (boya) ile yapılan manyetik rezonans venografi (MRV) görüntüleme yöntemi; bilgisayarlı tomografik incelemeye göre daha sıklıkla tercih edilmektedir.
Pelvik bölge varislerinin gösterilmesinde, MRV yada BT karın içindeki tüm detayları eksiksiz göstermesine rağmen statik görüntülerdir, tanıyı kesinleştirmek için mutlaka doppler ultrasonografi ile dinamik görüntüler alınmalı ve bulgular eşleştirilmedir. Bu açıdan bakıldığında, pelvik konjesyon sendromu tanısında her iki yönteminde kullanımına gereksinim duyulmaktadır.
Pelvik konjesyon sendromu teşhisi için kesin Radyolojik kriterlerler nelerdir?
- 4 mm’den büyük çaplı yumurtalık toplardamarının gösterilmesi,
- Uterus veya rahim içerisinde yer alan toplardamarların iki taraflı olarak pelvik genişlemiş damarlar ile olan bağlantılarının gösterilmesi,
- Pelvik bölge toplardamarları içerisinde yavaşlamış kan akımının (Staz) olması (3 cm/saniyenin altında olması) veya
- Yumurtalık toplardamarları (Ovarian venler) içerisinde ıkınmayla tersine toplardamar kan akımının (Reflü) gösterilmesi
Tanısal (Diagnostik) Venografi
Klinik şüphenin fazla olduğu ancak teşhisin tam olarak konulamadığı ancak durumlarda; tanısal (diagnostik) venografi en önemli tanı yöntemidir. Venografik inceleme; anjiografi cihazı ile genellikle sağ kasık toplardamarından (femoral ven) bir ine deliğinden girilerek yapılır. Bu yoldan kasık toplardamarı içerisine yerleştirilen klavuz tel ve yönlendirici kateter yardımıyla; sol ve sağ yumurtalık toplardamarları selektif olarak ayrı ayrı görüntülenir. Bu toplardamarların çapları ve içlerindeki kan akımının yönleri ve hastanın ıkınması ile kaçak (reflü) akımın oluşup oluşmadığına bakılır. Aynı zamanda, yapılan anjiografik incelemede genişlemiş (variköz) rahim toplardamarlara ait görüntüler alınır. Venografi yöntemi; her ne kadar radyasyon gerektirmesi, kullanılan kontrast maddenin nadirende olsa (boya) böbreklere zarar verebilme potansiyeli ve son olarak işlemin anjiografi ünitesinde yapılan invaziv bir işlem olmasına rağmen; diğer tanı yöntemlerine göre üstünlükleri vardır. Bunların en başında, tedavi için günümüzde artan oranda kullanılan transkateter pelvik ven embolizasyonu planlanmasında ve uygulamada kullanılması gelmektedir.

Pelvik Konjesyon Sendromu Güncel Tedavisi

Pelvik konjesyon sendromu tedavisi, yakın zamana kadar teşhisindeki zorluklar ve nedenlerinin tam olarak anlaşılamamasına bağlı olarak etkili şekilde yapılamamaktaydı. Ancak, yakın dönemde kronik pelvik ağrı ve yumurtalık ile rahim varisleri arasında bir bağlantının olduğunun gösterilmesi ile, pelvik konjesyon sendromu tanı ve tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Günümüzde, pelvik konjesyon sendromu tedavisinde kullanılan yöntemler aşağıdaki şekildedir.
Tıbbi tedavi
-Psikoterapi,
- Hormon yapısında ilaçlar (progestin, danazol, gonodotropin reseptör agonistleri (GnRH) ve hormon replasman tedavisi)
- Dihidroergotamin
- Steroid yapıda olmayan ağrı kesiciler,
Cerrahi tedavi
- Yumurtalık toplardamarlarının kesilmesi veya bağlanması,
- Rahimin (uterus) tek başına veya yumurtalıklar (over) ile beraber çıkarılması,
Girişimsel (anjiografik) tedavi
- Venografi eşliğinde mikrokateter yardımıyla pelvik venlerin embolizasyonu (transkateter embolizasyon) şeklindedir.
- Vulvar ve vaginal varislerin sklerozan ajanlarla kapatılması
Transkateter Pelvik Ven (toplardamar) Embolizasyonu:
Pelvik konjesyon sendromunda son yıllarda en sık tercih edilen tedavi yöntemidir. Genellikle, PKS hastalarına uygulanan tıbbi tedavinin başarısız olması halinde uygulanmaktadır. İşlemin uygulamasında, venografik incelemede olduğu gibi genellikle kasık veya boyun toplardamarı kullanılmaktadır. Bu yolla, toplardamar içerisine yerleştirilen ince tel (guidewire) üzerinden gönderilen guiding katater yardımıyla sol ve/veya sağ yumurtalık toplardamarlarına sklerozan madde (toplardamarı büzücü veya daraltıcı ilaç), yapıştırıcı, emilebilir jelatin, vasküler tıkaç (coil) ve OnyxR embolizasyon amaçlı yerleştirilir ve rahim varisleri kapatılır. Pelvik venöz embolizasyon işleminin teknik başarısı %99, tekrarlama oranı ise %6’in altındadır. transkateter pelvik ven (toplardamar) embolizasyonu sonrasında, gerek menstrüel siklüs (adetler) ve gerekse de fertilite (doğurganlık) embolizasyon işleminden etkilenmemektedir.
Pelvik Venlerin embolizasyonu sırasında nadiren bildirilen komplikasyonlar
- Coil migrasyonu (coil’in kan akımı ile başka bir bölgeye taşınması); bu durum yumurtalık toplardamarlarının embolizasyonundan daha ziyade, daha büyük çaplı toplardamarların embolizasyonunda karşımıza çıkmaktadır.
- Toplardamar perforasyonu (yırtılması); bu durum daha sık olarak anjiografik işleme bağlı komplikasyon olarak görülmektedir.
-Trombofilebit: Sklerozan maddenin lokal olarak toplardamar içerisinde yaptığı kimyasal bir reaksiyona bağlı olarak gelişir.

Pelvik Konjesyon Neden Oluşur?

- Endometriyozis,
- Kronik pelvik iltihabi (inflammatuar) hastalık (PID),
- Pelvik konjesyon sendromu (pelvik varisler, pelvik variköziteler, genital varisler)
- Fibroidler,
- Yumurtalık kistleri,
- Yapışıklıklar,
- Rahim sarkması
- Adenomyozis
- Endometriyozis,
- Intertisyel sistit,
- Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,
- Üretral divertikül
- Endometriyozis,
- Nöralji (ilioinguinal, genitofemoral veya pudental sinirlere ait),
- Nöropatik ağrı,
- Abdominal epilepsi/migren
- Majör depresyon,
- Somatizasyon,
- Uyku bozuklukları,
- Fiziksel veya seksüel taciz, ilaç suistimali
- İrritabl barsak sendromu,
- İltihabi barsak hastalığı,
- Divertikül,
- Kronik kabızlık,
- Pelvis tabanı myaljisi,
- Miyofasial (myofascial) ağrı (tetik noktalar),
- Piriformis sendromu,
- Psoas inflammasyonu,
- Sakro-iliyak eklem inflammasyonu,
- Kalça eklemi patolojisi,
- Koksik (coccyx) kırığı,
- Fibromiyalji
İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU