White Minimalist Laptop Promo Flyer 3

Kanser hastalarında “Pıhtı ve Pıhtılaşmaya bağlı gelişen komplikasyonların”, hem hastalık hemde kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapitik ilaçlara bağlı çok daha sık olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu haftaki blog yazımda kanser ve pıhtılaşma konusunda, ayrıca pıhtıdan korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler vermek istiyorum

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; 2020 yılında 19.3 milyon yeni kanser vakası ve 10 milyon ölüm şeklinde bildirilen oranlar, 2018 yılındaki 18.1 milyon kanser vakası ve 9.6 milyon ölüm oranlarıyla kıyaslanınca, dünyadaki kanser yükünün arttığı açıkça görülmektedir. Kanser sıklığına baktığımızda ise, 2020 istatistiklerine göre kadın meme kanseri %11.7 oranla akciğer kanserini geride bırakmıştır, bunu %11.4 ile Akciğer kanseri, %10 oranla kolorektal kanserler, %7.3 ile prostat ve %5.6 ile mide kanser izlemiştir.

Kan pıhtılaşması yani Venöz Tromboemboli (Derin ven trombozu ve Akciğer embolisi) kanser hastalarında sık görülen ve hayati riski taşıyan komplikasyonlardandır. Yeni ortaya çıkan bilgiler ve çalışmalar ışığında, kanser hastalarında genel sağlıklı popülasyona oranla 4 kat daha fazla kan pıhtılaşması görüldüğü ve bu durumun direk hasta mortalitesini etkilediği gösterilmiştir.

Kanser Ve Kan Pıhtılaşma Bilinmesi Gerekenler

-Kanser hastalarında atardamar ve toplardamar pıhtılaşması daha sık görülür

-Kan pıhtılaşması riski; hastane yatışı, hareketsizlik, infeksiyon, genetik pıhtılaşma bozuklukları, cerrahi uygulamalarla artsa da; kanser hastalarında gelişen trombozlarda kanserin tipi, histolojisi, evresi ve yaygınlığı, kanser tedavisi ve önemli kanser marker’ların seviyesi gibi faktörler daha ön plandadır.

-Kanser hastalarında görülen kan pıhtılaşması’nın (tromboz) ciddi sonuçları arasında; sık tekrarlayan pıhtı atakları (Derin ven trombozu ve Akciğer embolisi), kan sulandırıcı ilaçlara bağlı kanamalar, hastane yatış sıklığında artma ve yaşam süresinde kısalma sayılabilir.

Kanser Hastalarında Neden Sık Pıhtılaşma Görülüyor

Kanser hastalarında pıhtılaşma gelişimindeki tüm etyolojik nedenler hala açıklığa kavuşmasa da; tromboz gelişimi için 3 ana faktörden söz edebiliriz. Bunlar; hangi tip kanser olduğu, kanser için nasıl bir tedavi uygulandığı (kemoterapi) ve hastanın fiziksel aktivitesi (immobilite) olarak sıralanabilir.

Kanser Tedavisi ile birlikte Pıhtı Gelişimi

Kanser hastalarında gelişen venöz tromboemboli (kan pıhtılaşması) tedavisinde ana amaç hastanın hayatının kaybını önlemek ve devamında yaşam kalitesini arttırmaktır.

Her ne kadar uygulanan tedavi şekilleri kanserle mücadele de en etkin silahlarımız olsa da, pıhtılaşma riskinin arttığı kaçınılmaz bir gerçektir ve bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Birçok ilacın kombine olarak kullanıldığı “Kemoterapi” ve kansere yönelik uygulanan cerrahi tedaviye bağlı gelişen damar duvarı (endotel) hasarı, kanser hastalarında tedaviye bağlı pıhtılaşma gelişimini tetikleyen ana faktörlerdir.

Kanser Hastalarında Pıhtılaşma Nasıl Önlenebilir

Kemoterapi ilaçlarının kanser hücrelerini öldürdükten sonra ortaya çıkan bazı zararlı maddeler, kan dolaşımına katılarak kanda pıhtılaşmaya yol açmaktadırlar. Bazı kemoterapi ilaçları pıhtılaşmaya daha az neden olurlar, bu nedenle pıhtılaşma riski yüksek hastalarda kullanılacak kanser tedavi ilacının çok dikkatle seçilmesi, kemoterapi dönemi boyunca kan sulandırıcı ilaçlar ile pıhtılaşmaya karşı profilaksi uygulanması, hastanın hareketli olmasına özen gösterilmesi ve uzun yatak istirahatinde kaçınılması, günde en az 2 litre sıvı alımının sağlanması, hareketsiz hastalarda bacağa kompresyon çoraplarının giyilmesi alınacak en önemli önlemlerdir.

Kanser hastalarına uygulanacak kan sulandırıc ıtedavilerde yakın zamana kadar sadece kan sulandırıcı iğnelerin güvenli olduğuna dair kesin bir yargı vardı. Ancak yapılan uluslararası çok merkezli çalışmalarda; Yeni Kuşak Oral Antikoagülanların  (DOAK) kan sulandırıcı olarak bu kırılgan hasta grubunda dahi güvenli oldugu ve pıhtılaşmayı en az kan sulandırıcı iğneler kadar etkin önlediği kanıtlanmıştır.

Sağlıklı günler dilerim

Prof.Dr.Mert Dumantepe