Prof. Dr. Mert Dumantepe

Tromboz teriminin kökeni Antik çağa dayanır. “Thrombós” kelimesi eski Yunancada “tıkaç” demektir. Dolayısıyla tromboz, bir kan damarının kan pıhtısı (“tromboz”) nedeniyle tıkanması anlamına gelir. Trombozun en sık meydana geldiği yerler bacak ve kalça bölgesindeki derin toplardamarlardır, yol açtığı en tehlikeli sorunlardan biri de akciğer embolisidir.

Derin ven trombozu (DVT) derin yerleşimli toplardamarlarda pıhtılaşma ile damarların tıkaması anlamına gelir. En sık bacak toplardamarlarında görülür. Damar tıkanması ya da toplardamar tıkanması olarak da adlandırılır ancak atardamar tıkanmasında çok farklıdır. Görülme sıklığı her 1000 kişide1-2’dir. Seyrek olarak gençlerde görülmekle birlikte genellikle 40 yaşından sonra görülür.

DVT Neden Olur

DVT(Derin Ven Trombozu) Nedir?

Tromboz teriminin kökeni Antik çağa dayanır. “Thrombós” kelimesi eski Yunancada “tıkaç” demektir. Dolayısıyla tromboz, bir kan damarının kan pıhtısı (“tromboz”) nedeniyle tıkanması anlamına gelir. Trombozun en sık meydana geldiği yerler bacak ve kalça bölgesindeki derin toplardamarlardır, yol açtığı en tehlikeli sorunlardan biri de akciğer embolisidir.

Derin ven trombozu (DVT) derin yerleşimli toplardamarlarda pıhtılaşma ile damarların tıkaması anlamına gelir. En sık bacak toplardamarlarında görülür. Damar tıkanması ya da toplardamar tıkanması olarak da adlandırılır ancak atardamar tıkanmasında çok farklıdır. Görülme sıklığı her 1000 kişide1-2’dir. Seyrek olarak gençlerde görülmekle birlikte genellikle 40 yaşından sonra görülür.

DVT Neden Olur

Toplardamarlardaki Kan Akımının Yavaşlaması (İmmobilite)

* Yavaş akan kanın normal akan kana göre pıhtı oluşturması daha olasıdır.2-2.5 saatten daha uzun süren genel anestezi altındaki işlemler sonrasında eğer önlem alınmazsa DVT görülme ihtimali yüksektir.* Anestezi altındayken bacak toplardamarındaki kan akışı çok yavaşlayabilir bu da pıhtı oluşması ihtimalini arttırır. Bazı cerrahi türleri (bilhassa pelvis veya bacaklara) DVT riskini daha da arttırır.*Kalça çıkığı gibi büyük ortopedik ameliyatlar ve kırık sonrasında bacağın sert bir alçı içine alınması da dahildir. *Yoğun bakım birimlerine alınan kişilerde immobil olmaları nedeniyle artmış DVT riski taşır.*Uçak, tren veya otobüs/araba ile uzun (12 saat ve daha fazlası) seyahatler riskin hafifçe artmasına neden olabilir.

Kanın Normalden Daha Kolay Pıhtılaşmasına Neden Olan Durumlar (Trombofili)

*Bazı nadir görülen kalıtımsal bozukluklar da kanın normalden daha kolay pıhtılaşmasına yol açabilir. Bu hastalıkların başlıcaları FV Leiden mutasyonu, AT III eksikliği, Protein-C eksikliği, Protein-S eksikliği, Antifosfolipid antikorları olan durumlardır. Genç yaşta DVT, sık sık tekrarlayan DVT, ailede DVT öyküsü olası, anormal damarlarda DVT, gebelikte DVT ve tekrarlayan düşük gibi gebelik sorunları olan hastalarda pıhtılaşmaya eğilim yaratan bir hastalıktan şüphenilmelidir.* Östrojen içeren doğum kontrol hapı ve hormon replasman tedavisi (HRT)kanın daha kolay pıhtılaşmasına yol açabilir.*Kanser veya kalp yetmezliği olan kişilerde risk artmıştır. Bazen DVT henüz kanser tanısı koyulmamış olan bir bireyde meydana gelir. DVT’nin sebebinin ne olduğunu araştırmak için yapılan tetkikler altta yatan nedenin kanser olduğunu ortaya çıkarabilir.*Hamilelik döneminde salgılanan hormonlarla ve kan volumunun artması ile DVT riski artar. 1.000 hamile kadından yaklaşık 1 tanesi hamileyken veya doğum yaptıktan sonraki yaklaşık altı ay içinde DVT yaşar.*Obesite, erkek cinsiyet ve dehidratasyon (vücudun susuz kalması) derin ven trombozu riskini arttıran diğer faktörlerdir.

Toplardamar İç Duvarında Hasar Olması

*DVT ven çeperine zarar verebilir. Bu nedenle sizde DVT gelişmişse gelecekte bir başka DVT gelişmesi riskiniz artar.*Vaskülit (Toplardamarda enflamasyon) gibi bazı durumlar ve bazı ilaçlar (örneğin, bazı kemoterapi ilaçları) toplardamar duvarona zarar verebilir ve DVT gelişmesi riskini arttırır.*Toplardamarda hasar oluşumu, damar içi enjeksiyon sonucunda meydana gelebilir. Bu durum hastanede (damara intravenöz kateter takılan) bir serum tedavisi uygulanmasından sonra oluşabilir. Eroin gibi damara enjekte edilen maddeleri kullananlar da toplardamar hasarı görülebilir, bu da DVT’nin daha sık oluşmasına yol açar. Özellikle yasadışı maddeleri bacak veya kasıklarına enjekte etmeleri halinde bu durum yaşanır.

Derin Ven Trombozu

DVT Tedavi Yöntemleri

Derin ven trombozu’nun geleneksel tedavisi pıhtılaşma önleyici kan sulandırıcı ilaçlar (oral antikoagulan) ile yapılmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçlar pıhtının yayılımını ve embolizasyonu etkin bir şekilde engeller ancak mevcut pıhtı kitlesini eritici etkisi yoktur. Klasik tedavi yöntemi ile tedavi edilen hastaların çok büyük bir kısmında, pıhtı eritici etkinin olmaması; hastaların venöz kapak fonksiyonlarının bozulması ve venöz hipertansiyonun gelişiminin engellenememesi nedeniyle Post-trombotik sendrom (PTS) gelişir.

Modern tıptaki gelişmeler ve kateter yöntemleri sayesinde erken dönemde direk pıhtının içine girilerek, aktif şekilde pıhtı erimesinin sağlanması ve kapak harabiyeti gelişmeden önce hastalar tedavi edilerek PTS’a gidiş önlenebilmektedir.

Bu yöntemler literatürde “Kateter yollu trombolitik tedavi” denilen kateterlerle pıhtıyı eritici ilaçların tıkalı damara verilmesi ya da Farmako-Mekanik Trombolitik tedavi” denilen pıhtının kateterler yoluyla parçalanarak aynı zamanda pıhtı eritici ilacın verilmesi ya da direk motorlu aspirasyon kateterleri ile pıhtının yüksek bir rotasyonel kuvvetle aspire edilmesini sağlayan “Aspirasyon Trombektomi” yöntemleridir. Damar içindeki pıhtının aktif şekilde temizlenme işlemini takiben sonra geride kalan darlıklar için balon anjioplasti ve stent implantasyonu gerekebilir.

Bu tür kateter yollu tedavilerde süre çok önemlidir. Derin ven trombozu oluştuktan sonra en erken dönemde uygulanan yeni tedavi yöntemleri ile toplardamar içinde bulunan pıhtının tamamının eritilmesi mümkün olmaktadır. Ancak süre ilerledikçe pıhtı organize olup sertleşmekte ve bu kateter yollu yeni tedavi yöntemleri ile pıhtıyı tamamen eritmek mümkün olamamaktadır. İdeal süre ilk 30 gündür. Bu süreden sonra pıhtı “kronik faza” geçtiğinde, tedavi başarısı düşmektedir. Ancak yine de bu tedavilerle tedavi ile rekanalizasyon (damarın açılma yüzdesi) tam olmasa bile %50’ lerin üzerindeki açıklık hastanın klinik semptomlarında önemli derecede düzelme sağlamakta ve post trombotik sendroma gidişi azaltmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Venöz tromboz toplardamarlar içerisinde kan pıhtısı (tromboz) oluşumuna verilen isimdir. Bu pıhtı toplardamar içerisinde kan akışını engelleyerek bölgesel şişme ve ağrıya yol açar. Venöz tromboz en sık olarak bacak, baldır ve kalçada derinde bulunan toplardamarlarda meydana geldiğinden derin ven trombozu olarak da adlandırılır.
Venöz tromboz toplardamar sistemi içinde her yerde meydana gelebilir. Derin ven trombozu en yaygın görülen venöz tromboz şeklidir.
Derin ven trombozu ortalama olarak her yıl 1000 kişiden birinde gözlenmektedir.
Kalıtımsal trombofili normal şahıslara göre daha kolay kan pıhtısı oluşmasına yol açan genetik problemleri ifade eder. Antitrombin, protein C veya protein S eksikliği gibi kalıtımsal risk faktörleri 50 yaştan daha genç hastalarda pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Faktör V Leiden ve protrombin gen mutasyonu gibi diğer kalıtımsal faktörler her yaş grubunda tromboz oluşumunu arttırırlar. Normalde kan pıhtılaşmasında rol oynayan pıhtılaşma faktörlerinin fazla miktarlarda olması da kan pıhtılaşmasına meyil yaratır.
Yakınmaları derin ven trombozunu destekleyen hastalara teşhis konabilmesi için kompresyon ultrasonografisi, damarın radyografik madde ile görüntülenmesi (venografi), manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi gibi uygulamalar ve D-dimer olarak ifade edilen kan testi uygulanmaktadır. Derin ven trombozunun yanı sıra akciğer embolisi ile ilişkili yakınmaları olan hastalarda başka testler de yapılabilmektedir.
Derin ven trombozu ve akciğer embolisinin tedavisi benzerdir. Derin ven trombozunda tedavinin asıl amacı akciğer embolisinin oluşmasını önlemektir. Venöz trombozun asıl tedavisi antikoagulasyondur.
Kan pıhtılaşmasını engelleyici ilaçların başlanması sonrası yakınmalar kontrol altına alınır alınmaz hastanın ayağa kalkması ve yürümesi tavsiye edilir. Çalışmalar ayağa kalkan ve yürüyen hastalarda akciğer embolisi gibi risklerin artmadığını, aksine yürüyen hastaların kendilerini çok daha iyi hissettiğini göstermektedir. Yürünmediği zamanlar tromboz olan damarın bulunduğu bacağın vücut seviyesinden yukarıda tutulması önemlidir.
Kemik veya eklem cerrahisi veya kanser nedeni ile ameliyat yapılması planlanan hastalarda antikoagulan ilaçların verilmesi kan pıhtılarının oluşma riskini azaltır. Ameliyat sonrası riski daha az olan hastalarda kanı inceltici ilaçların tatbiki yerine varis çorabı kullanılması gibi uygulamalar daha çok tercih edilir. Tüm hastalar için ameliyat sonrası erken dönemde ayağa kalkma kan pıhtılarının oluşumu riskinin azalması nedeni ile özellikle önerilir.