0552 835 90 90 Menu

Atardamar anevrizması ya da balonlaşması damar duvarının sağlamlığını kaybetmesi ve genişlemesidir. Damarda balonlaşma olunca damar duvarı incelir ve bu da damarda yırtılma ihtimali oluşturur. Yani anevrizmalarda en önemli ve ölüme neden olabilecek sorun yırtılmaları ve iç kanama oluşturmalarıdır.

Abdominal aorta karındaki ana atardamarımızdır. Bunun balonlaşmasına abdominal aort anevrizması denir. Abdominal aortanın normal çapı 3 cm den küçüktür. Eğer bu damar çapı 3 cm’yi aşarsa buna balonlaşma ya da anevrizma adı verilir. Ancak 3 cm den biraz geniş olması ciddi risk yaratmaz. Abdominal aort anevrizması ancak 5.5 cm çapı geçerde tedavi gerektirir. Bazı durumlarda (bazı özel anevrizma tiplerinde) daha küçük anevrizmaların da tedavisi gerekebilir. Örneğin anevrizma 3 ile 5.5 cm arasında ancak yırtılma var ya da yırtılma ihtimali yüksek ise, 5.5 cm çapa ulaşmasa bile tedavi gerekebilir.Anevrizma çapı büyüdükçe patlama riskinde de artış olur . Bazı kişilerde anevrizma oluşması daha risklidir. Bunlar;

Aort nedir?

Aort, kalpten çıkan ana atardamarımızdır. Vücuda oksijenlendirilmiş kanı taşıyan en büyük atardamardır. Kalpten çıktıktan sonra, önce kalbi besleyen koroner atardamara, oradan da beyne ve kola giden damarlara doğru yol alır. Ardından bir kavis çizerek arka taraftan vücudun aşağısına doğru inmeye başlar. karın bölgesinin alt kısmında sonlanır. Belli bölümleri vardır. Çıkan aort (kalpten çıktıktan sonraki bölüm), arkus aort ya da yay yapan aort (kol ve beyin damarlarının çıktığı bölüm), inen aort (sırttan başlayıp aşağıya kadar inen bölüm), torasik aort (göğüs boşluğundaki bölüm), abdominal aort (karnın içindeki bölüm).

Abdominal aorta anevrizmaları nedenleri

Anevrizmalar oluştukları yere göre çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Damar duvarının kan basıncına direncini sağlayan kollagen ve elastik adlı proteinlerin tahrip olması anevrizmanın oluşmasında etkendir. Yüksek tansiyon, ateroskleroz dediğimiz kireçlenme, inflamasyon dediğimiz bazı enfeksiyonlar ve bağ dokusu hastalıkları, anevrizma nedenleri arasındadır. Bazı grup anevrizmalarda genetik faktörlerin de etkisi büyüktür. Kromozomlardaki bozukluklardan kaynaklanan damar duvarı yapısının normal kuvvetinde olmaması sonucu mutasyonlar oluşabilir. Bu mutasyonlara bağlı olan anevrizmaların genetik bağlantısı vardır.

Abdominal aorta anevrizmaları belirtileri

Hastaların büyük çoğunluğunda herhangi bir yakınma olmaz. Anevrizma tesadüfen tespit edilebilir. Bazen hastalar karın bölgesinde orta hattaki kalp atışıyla birlikte inen ve şişen bir kitle fark eder. Anevrizma sonucunda ortaya çıkan karın ağrısını, bel ağrısını ya da sırttaki ağrıyı hastalar genellikle yaşlılıkla ilişkilendirir. Fakat 2-3 gündür devam eden, hipertansiyonla birlikte seyreden bel ve sırt ağrıları hastalarda anevrizmayı akla getirmelidir. Eğer anevrizma patlarsa yani rüptüre olursa hastalarda görülen belirtilerde farklılaşır. Bu durumda hastalarda iç kanama ve ölüm gerçekleşir. Kişilerde aniden gelişen şiddetli karın ve bel ağrısı eşliğinde bayılma, yüksek tansiyon ya da düşük tansiyon etkileri olursa, acilen doktora gidilmelidir. Bu anevrizmanın patlaması nedeniyle oluşabilir.

Abdominal aorta anevrizmaları tanısı

Anevrizma erken aşamada teşhis edilirse, kalıcı olarak tedavi edilebilir. Fakat hastalarda yakınmalara neden olmadığından, genellikle başka nedenlerle yapılan incelemeler sırasında teşhis edilir. Anevrizma tanısında en kolay yöntem ultrasonografi tetkikinin yapılmasıdır. Bu tanı için oldukça kolay ve güvenilir bir yoldur. Anevrizma için tarama tetkiki olarak kabul edilen ultrasonografi, 65 yaşından sonra erkeklere mutlaka yılda bir defa uygulanmalıdır.

Anevrizma tanısı için kullanılan diğer yöntemlerde bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve anjiografidir. Bu tetkikler anevrizmanın büyüklüğü konusunda bilgi edinilmesini ve tedavinin planlanmasını sağlar.

Abdominal aorta anevrizmaları tedavisi

Anevrizma için tedavide her zaman cerrahi girişim yapılması gerekmez. Anevrizma tedavisinde göz önüne alınan faktörler, anevrizmanın büyüklüğü, hastanın genel sağlık durumu ve yaşı, anevrizma nedeniyle hastada oluşan yakınmalar, hastanın ilaçlara karşı tepkisi, rahatsızlığın seyrine ilişkin beklentiler ve hastanın tercihi bulunmaktadır. Tedavide hasta için en iyi olacak aşağıdaki yöntemler tercih edilir.

  • Öncelikle anevrizma belirli aralıklarla büyüme bakımından ultrasonla takibe alınır
  • Anevrizmanın büyümesini sağlayacak, sigara alışkanlığı, fazla kilo, şeker hastalığı gibi etkenler düzenlenir.
  • Yüksek tansiyon ve kolesterol gibi risk faktörleri ilaçlarla kontrol altına alınır
  • Bu yöntemler yetersiz kalırsa açık ya da kapalı teknikle anevrizma onarımı yapılır.

Anevrizmanın çapı tedavide zamanlamanın belirlenmesini sağlayan önemli bir etkendir. Çünkü anevrizma büyüdükçe patlama riski de artar. Çapı 5,5 cm den küçük olanlar için ameliyat gerekli olmazken, bu çapı aşanlar için ameliyat gerekli hale gelir. Bundan küçük olan anevrizmalarda ağrıya neden olursa, hızlı büyürse acilen ameliyat edilmesi gerekebilir. Küçük çaplı anevrizmalarda kişiler 6 ayda bir izlenmelidir. Gereken ölçümler yapılarak anevrizmanın gelişimi takip edilmelidir. Ayrıca hastaların sigarayı bırakması, tansiyonun düşürülmesi de anevrizmanın büyümesine engel olacaktır.

Abdominal aorta anevrizmaları tedavisinde uygulanan açık ameliyatta genişleyen damar kısmı yapay damarla değiştirilir. Bu tedavi kalıcı sonuç alınmasını sağlayan, güvenilir bir yöntemdir. Ameliyat genel anesteziyle, karından yapılan büyük kesiyle gerçekleştirilir. Bir sorun olmadığı takdirde, hastalar 7-10 günde taburcu edilir. Normal yaşamlarına geri dönmeleri yaklaşık 1-2 ayı bulabilir. Anevrizma bu yöntemle tam olarak tedavi edilebilir. Ameliyata bağlı olan ölüm riski ise, % 5 kadardır.

Endovasküler tedavi ile abdominal aorta anevrizmaları kataterle damar içine girilerek, anevrizmanın olduğu alana stent greft konmasıyla gerçekleştirilir. Bu tedavide karından kesi yapılmaz. Hastanın kasıklarından yapılan küçük kesiler yardımıyla anjiyografi altında tedavi uygulanır. Stent anevrizmanın olduğu alanda şişirilerek, özel kancalarla dikiş yapılmadan tutturulur. Hasta 1-2 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilebilir. Karında kesi yapılmadığı için hasta erken dönemde mobilize olur, ağrısı olmaz ve çok kısa sürede normal yaşantısına geri döner. Anevrizması olan hastalarda bu yöntem günümüzde sıklıkla uygulanmakta olup, tedavi çok başarılı sonuçlar vermektedir. Stent konulduktan sonra takip döneminde anevrizmanın büyümeye devam edip etmediği kontrol edilmelidir. Bu nedenle hastaların belirli aralıklarla bilgisayarlı tomografi ya da renkli doppler ultrasonografiyle takip edilmesi uygundur.

İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU