0552 835 90 90 0216 801 36 36 Menu

Derin ven trombozu tanısı, tıbbi öykü, yapılan fizik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin sonuçları ile beraber değerlendirilerek konulur. Öncelikle pıhtının oluşma zamanı sorgulanmalıdır. Çünkü derin ven trombozunun akut yada kronik olmasına göre tedavi şekli büyük oranda değişir. Erken dönemde bize ulaşabilen hastalarda, kateter yollu anjiografik yöntemlerle, bu yumuşak, jöle kıvamındaki pıhtının tamamını dolaşımdan uzaklaştırılabiliyorken, zaman ilerledikçe organize olup sertleşen pıhtıda bu yöntemlerden alacağımız cevap giderek azalmaktadır. Bu anlamda derin ven trombozu hastasına erken dönemde ulaşıp tedavi edebilmek, ileride yaşanacak olası kötü durumları engellemede en önemli tedavi planlamasıdır. Fizik muayenede bacakta renk değişikliği, ısı artışı, şişlik ve ödem, kanın tıkalı derin damarlardan akamaması nedeniyle yüzeye yönlendirilmesi ve yüzeysel toplardamarlarda belirginleşme, ciltte sertleşme ve ayak bileğinde aktif yada kronik yara varlığı değerlendirip, derin ven trombozuna ait ipuçlarını yakalanmaya çalışılır. Derin Ven Trombozu Hastalarının ancak yarısında belirgin ağrı semptomu ortaya çıkar. Ağrının özellikle baldır bölgesinin hareketleri ile artıp – azalması olarak derin ven trombozu için tipik bir bulgudur. Derin toplardamarlardaki pıhtının saptanmasında en sık başvurulan ve altın standart haline gelmiş tanı yöntemi Doppler Ultrasonografidir. Renkli Doppler ultrasonografi ile Derin ven trombozu tanısı ağrısız, kolay, ucuz ve doğru bir şekilde konulabilir. Bize pıhtının akut mu kronik mi oldugu? Hangi damarları kapsadığı, nereden başladığı, nereye kadar uzandıgı hakkında ayrıntılı bilgi verir, Ancak karın içindeki damarların barsaklar ve gaz gölgeleri nedeniyle renkli Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi zordur.

Destekleyici olarak kullanılan *D-dimer testi:

Pıhtılaşma sırasında kan içine salınan bir maddenin ölçülmesi prensibine dayanır. Eğer test sonucunda çıkan değer yüksek ise vücuttta herhangi bir damarda pıhtı varlığı yüksek bir olasılıkla doğrulanmış olur. Ancak D-dimer in kanda yükselmesi her zaman derin ven trombozu tanısı için güvenilir bir anlam taşımaz. yakın zamanda geçirilen ameliyatlar, kaza veya travma, enfeksiyon durumu, kalp hastalıkları, kanser, karaciğer hastalıkları durumlarında, D-dimer değeri kanda yüksek bulunabilir.

Doppler Ultrasonla tanıda zorlandıgımız hastalarda yada karın içi ana toplardamar tıkanıklıklarında kesin tanı için MR Venografi, BT Venografi ve IVUS gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de sıklıkla başvuruyoruz. MR Venografi incelemesinde, radyasyonun kullanılmaması ve görüntü kalitesinin diğer yöntemlere göre daha yüksek olması son zamanlarda tercih edilmesinin nedenleri arasındadır. Yakın zamanda sıklıkla kullanmaya başladığımız IVUS yani damar içi ultrason yöntemi teknolojinin bu konuda ulaştıgı belkide en son nokta. özellikle kronik derin ven trombozunda stent konulması planlanan bölgeyi, Yada may turner sendromu gibi toplardamara dışardan bası nedeniyle gelişen hastalıklarda bu basının şiddetinin belirlenmesinde çok önemli bulgular vermektedir.

İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU