444 55 44 Menu

Varis (Venöz Yetmezlik)


Bacaklardaki yüzeysel toplardamarların düzensiz bir biçimde uzayarak büklümlü hale gelip genişlemesi ve kıvrımlar oluşturması varis olarak adlandırılır. VARİS Latince VARİX (kıvrım yapmış toplardamar) kelimesinden türetilmiştir. Bacaklardaki toplardamarların genişlemesi ve dolaşım mekanizmasının yetersiz kalması sonucu gelişen hoş olmayan görüntülerle kendini gösteren bir damar bozukluğudur. Varis (Venöz yetmezlik) Antik Yunan döneminden bu yana bilinmekte olan bir hastalıktır. 2500 yıl önce yapılan bazı heykellerde varisler çok belirgin olarak gösterilmiştir. Varis ile ilgili diğer ilginç bir özellik doğada yalnızca insanlarda görülmesidir. Diğer hiçbir memeli türünde saptanmamıştır. Varisler genellikle çok ileri evrelere gelene kadar önemsenmezler hastalık ilerleğinde ise tedavi sonuçları çok istenen düzeyde olmaz. Bu yüzden de tedavide başarının en önemli kısmını erken evrelerde teşhis konulması ve tedavi oluşturmaktadır.

                         

                         

Kaç Tip Varis Vardır?

Anatomik olarak varisler 3’e ayrılır.
1)Telenjiaktaziler( Kılcal varisler): 0.5-1 mm Kalınlığında, kırmızı ya da mor renkli, örümcek ağına benzer tarzda, birbiri ile bağlantılı ince kılcal damarlar.
Bölgesel olarak yıldız şekilli veya örümcek ağına benzer yaygın çizgisel oluşumlar olup tüm bacağı sarabilirler. Kılcal varis; daha çok bayanlarda görülen ve ileri vakalarda etek giymeyi engelleyecek kadar ciddi kozmetik sorun yaratan bir tür damar hastalığıdır.
2) Retiküler Varisler: Genellikle 2-4 mm kalınlıgında, mavi yada mor renkli, ciltten hafifçe kabarıklık yapan varislerdir. Bacaklarda kaşıntı yada ağırlık hissiyle birlikte seyrederler.
3) Trunkal varisler (Variköz venler): 4 mm’den büyük, koyu yeşil renkli, sıklıkla kıvrımlı ve büküntülü, üzüm salkımına benzer şekilde anormal derecede genişlemiş toplardamarlar. İleri derecede venöz reflü’ye bağlı gelişirler. Bacakta şişlik, ağrı, yanma, kaşıntı, ağırlık hissi ve gece krampları gibi bulgularla birliktedirler.

Nasıl Tanı Konur?

Günümüzde alt extremite toplardamar patolojilerinin değerlendirilmesinde altın standart renkli doppler ultrasondur. Bu yöntem ile ciltaltında seyreden ve gözle görülemeyen toplardamarlar ultrasonografik olarak incelenebilmekte, damarlardaki kapak yetersizliği (reflü) değerlendirilebilmektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason gittikçe daha sık kullanılmaktadır.

Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. Her tedavide olduğu gibi erken dönemde doğru ve yeterli tanının önemli olduğu varis tedavisinde, damar cerrahının ilk aşamada Doppler Ultrason eşliğinde “Damar Haritalaması” yapması sonuçların etkinliğinde öneme sahiptir, çünkü varis hastalığında yanlış ya da yetersiz tedavilerin en önemli nedeni renkli Doppler ultrasonografi tetkikinin yanlış yapılması ya da yorumlanmasıdır . Günümüzde Toplardamar hastalıklarının değerlendirilmesinde pletismografi, flebografi, MR- venografi gibi görüntüleme teknikleri seyrekte olsa kullanılmaktadır.

Tedavi Planlaması

Venöz Cerrahi Kliniğimizde, varis sorunuzu kendi yaptıgımız Renkli Doppler Ultrason yöntemiyle detaylı olarak inceleyelim, bacağınızın toplardamar haritasinı çıkaralım ve sizi yapılması gerekenler konusunda bilgilendirelim. Dünyada uygulann en modern yöntemlerle size gerekli olan tedavileri seçeneklerini anlatalım ve ihtiyacınız olan tedaviye birlikte karar verelim.

Kliniğimizde

  • Yüksek dalga boylu (1470 nm) lazer ve double ring radial katerler ile endovenöz Ablasyon (EVLA)
  • Endovenöz Radyofrekans Ablasyon
  • Bioglue ( yapıştırıcı) ile endovenöz embolizasyon (VENASEAL prosedürü)
  • Perforan ven yetmezliklerinde endoskopik cerrahi ve perkütan lazer ablasyon uygulamaları
  • Cerrahi gereksinimi olan hastalara ise uyutmadan ve dikiş dahi gerektirmeyen mikroflebektomi yöntemi
  • Yüzeyel cilt varislerinde "Veinlight eşliğinde" köpük skleroterapi veya Transdermal lazer yöntemleri yüksek başarı oranları ve düşük yan etki profiliyle uygulanmaktadır.

Modern Tedavi Yöntemleri

Bu tedavi; varislere yol açan damarın içten Lazer enerjisi (Endovenöz Lazer Ablasyonu - EVLA) veya Radyofrekans (ses dalgası) enerjisi yayan ince kateterlerle kapatılmasıdır. Endovenöz ablasyon teknolojisi varis tedavisinde son 5 yıldır gittikçe artan yaygınlıkta kullanılmaktadır. Bu girişim eskiden hemen daima cerrahi tedavi gerektiren hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir.
Cerrahi yönteme oranla daha az ağrı, daha az kanama, daha az morluk ve daha erken iyileşme, kesi yapılmaması ve antibiyotik kullanılmaması gibi çok önemli avantajları vardır. Günümüzde Bu yöntemde iki farklı enerji kaynagı kullanılmaktadır. 1) Rafyofrekans dalgaları 2) Lazer dalgaları.
Yetmezlik bulunan damar radyofrekans ablasyonunda 7’şer cm lik segmentler kapatılırken, lazer yönteminde 1’er cm.’lik segmentler halinde devamlı geri çekme şeklinde kapatılmaktadır. Her iki yöntemde kendine özgü önemli avantajlara sahiptir. Her iki yöntemde öncelikle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. İşlem ortalama 30 dakika-1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gönderilmektedir. İşlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama gerekmemektedir. Tüm dünyada heryıl onbinlerce hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir. Girişimin başarısı deneyimli ellerde %99 gibi çok yüksek bir orandadır. Bu yöntem varis yakınması olan olguların nerdeyse tamamına uygulanabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi ve iyi görüntüleme çok önemlidir. İşlemin komplikasyonları nadirdir.
Yapıştırıcı (Siyanoakrilat) kullanılarak varislerin tedavisi günümüzde en yeni tedavi yöntemlerinden biridir. Bu ikaç yalnızca varis tedavisinde kullanılan bir ilaç değil, dünyada tıbbın belirli alanlarında uzun zamandır kullanılan bir malzemedir. En sık beyindeki balonlaşma (anevrizma) kapatılmasında, girişimsel radyolojik tedavilerde, kanama durdurucu olarak kalp ve damar cerrahisinde, ayrıca cilt kesilerinden sonra, dikiş atmadan kesiyi kapatma amacıyla kullanılmaktadır. Bu yapıştırıcı maddenin insan vücudunda herhangi bir zararlı yan etkisi bulunmaktadır. Modern Tıptaki gelişmelerle bu zamk benzeri yapıştırıcı malzeme özel kateterler kullanılarak varis tedavisinde de kullanılabilir hale gelmiştir. Tıpta bu tedaviye herhangi bir ısı kaynağı kullanılmadıgı için “Nontermal Periferik Embolizasyon” denilmektedir.
Nasıl uygulanır?
Burada tıbbi bir yapıştırıcının varise neden olan yetmezlikli toplardamarının içine çok ince bir kateter sistemi ile verilip, bir kaç saniye içerisinde damarların kendi duvarlarına kapıştırılarak damarların ortadan kaldırılması amaçlanır. Bu yolla hiç bir şekilde anestezi, kesi yada dikiş kullanılmadan varisler ve varislerin kaynagı dakikalar içinde ortadan kaldırılır ve hastalar aynı gün içinde taburcu olarak normal yaşamlarına dönebilirler.
Ultrason eşliğinde varise neden olan toplardamara (En sık büyük ve küçük safen venleri) özel bir kateter çok az miktarda lokal anestezi ile yerleştirilir. Kateter uygun yere yerleştirildiğinde kateterin ucundan çok az miktarda yapıştırıcı verilip, kateter biraz geri çekilerek elle yada ultrason probu ile baskı uygulanır. Bunun nedeni işlem sırasında yapıştırıcının ana toplardamara kaçmasını ve olası bir derin ven trombozunu önlemektir. Bu işlem tekrarlanarak yetmezlikli safen damarı tamamen yapıştırılarak kapatılır.
Köpük skleroterapide varislerin içine çok ince özel iğnelerle girilir, damarları büzüştüren ve kapanmasını sağlayan aethoxysklerol denilen bir ilaç verilir. Skleroterapi 4 mm civarında orta ve küçük çaplı varisler için kullanılır. Köpük skleroterapisinde, bu ilaç hava ile karıştırılarak köpük haline getirilir ve damar içine verilir. Köpük kanla daha az karıştığından sıvı skleroterapiye göre daha etkilidir, ayrıca bacağa pozisyon vererek köpük istenen damara yönlendirilebilir ve ultrason ile görülebilir. Daha etkili olduğundan, köpük skleroterapisi ile çok geniş varisler bile başarıyla tedavi edilebilir. Skleroterapide işlem pratik ve ağrısızdır, ancak varislerin tamamen kaybolması kişiden kişiye değişmekle birlikte en az 3-4 ay sürer.
Yüzeyel kılcal damarların lazerle tedavisi; bacaktaki kılcal damarların ve örümcek ağı (Spider Anjiom) damarların tedavisinde kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Damar içindeki kanda bulunan demir ve oksijen taşıyan yapılar lazerin hedefidir. Oluşan ısı damarı tahrip eder ve kapanan damar vücut tarafından zaman içinde yok edilir. Ortalama 6-8 hafta içinde içinden kan geçmeyen damar absorbe olarak vücut tarafından yok edilecektir.
Yüzeyel lazerle, kılcal damarlar ve 2-4 mm’ye kadar varisler tedavi edilir. Büyük varislerin tedavisi hastanemizde, damar cerrahisi ekibi tarafından endovasküler lazer ablasyon veya endovenöz radyofrekans ablasyon ile tedavi edilmektedir.
Yüzeysel damarlar için KTP( 532 nm) ve Nd-Yag (1064 nm), derin damarlar için Nd-Yag lazer kullanılmaktadır.
Lazerle kılcal varis tedavisi ağrısız bir yöntemdir. Tedavi uygulanan alanda acı hissini azaltmak ve uygulamayı hasta için daha konforlu hale getirmek için çalışılacak bölgeye anestezik kremler uygulanabilir.Yeni jenerasyon lazer cihazlarının sogutma sistemleri sayesinde cilt lazeri tedavisi çok konforlu bir tedavi yöntemi haline gelmiştir.
Tedavi Bacaktaki kılcal varis yogunluguna göre ortalama 2-4 seans olarak planlanmakta ve tedavi seansları arasında minimum 4 haftalık bir bekleme periyodu gerekmektedir.

Varisle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Bacaklardaki toplardamarların içinde kanın kalbe dönmesi için tek yönlü çalışan kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar işlevlerini kaybettiğinde ve kanın geriye doğru kaçmasına engel olamazlar. Sonuçta toplardamarlar içerisindeki basınç yükselir ve deri altındaki toplardamarlar genişleyerek varislere dönüşür. Varisli damarlar, çapı 1/4 mm’den geniş gözle görülen mor mavi renkli ipliğe benzeyen damarlardır.
Özellikle gebelik dönemleri, ailesel yatkınlıklar, aşırı kilo ve günlük iş yaşamının getirdiği zorunluluklar, bacaklarda varis oluşumunda etkin rol oynar. Diğer yandan birçok sağlık sorununda olduğu gibi hareketsiz bir yaşamın ve ilerleyen yaşın etkisi ile varis oluşumunda artış görülmektedir.
Varis ilk belirtilerini bacaklardaki ağrı ile gösterir, sonra ince kılcal varisler ortaya çıkar. Daha sonra geniş görünümlü varisler oluşur ve bacak gün içinde şişmeye başlar. Varis sorunu daha da ilerlediğinde bacakta renk koyulaşması, cildin esnekliğini kaybederek sertleşmesi ve son noktada yaraların ortaya çıkması görülen sonuçlar arasındadır.
Tedavi edilmeyen varisler büyümeye ve çoğalmaya devam edebilir, yaşam kalitesini bozabilir. Zaman içinde bacaklarda şişme, renk değişiklikleri, dermatit ve dolaşım bozukluğuna bağlı yaralar (ülser) gelişebilir. Büyük varisler, içlerindeki durağan kan akımı nedeniyle pıhtılaşabilir (tromboflebit) ve bu pıhtı derindeki toplardamara ya da akciğere gidebilir (Pulmoner emboli). Çok nadiren de olsa varis kanamalarına bağlı ölüm olayları bildirilmiştir.
Ameliyatla tedavinin yerini günümüzde hastayı daha az zarar veren “minimal invaziv” yöntemler almaya başladı. Bu konuda “uzman damar cerrahları ( Flebolojist)” yeni yöntemler aracılığı ile önceki dönemlere nazaran kısa sürede başarılı kozmetik sonuçlar elde ediyor. Her tedavide olduğu gibi erken dönemde doğru ve yeterli tanının önemli olduğu varis tedavisinde, damar cerrahının ilk aşamada Doppler Ultrason eşliğinde “Damar Haritalaması” yapması sonuçların etkinliğinde öneme sahiptir.
Bacaktaki Safen toplardamarları bypass ameliyatında kullanılabilir, ancak bunun için normal çapta olmaları gerekir. Oysa varis hastalarında bu damarlar genellikle çok genişlemiş ve kalınlaşmıştır. Bu tür damarlar koroner bypass ameliyatı için uygun değildir. Ayrıca günümüzde koroner bypass ameliyatında Safen damarlardan çok daha fazla göğüs atardamarı, hatta el atardamarı kullanılmakta ve daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu nedenle varis hastalarının ileride doğabilecek kalp problemlerini düşünerek varis tedavisinden mahrum kalmaları gereksizdir. Ayrıca “altın standart” olarak varis cerrahisi kasık ve diz arasındaki bölgeye uygulanmakta, dizaltındaki nispeten daha normal çaptaki safen toplardamarı hastaya ilerde bypass ameliyatında rezerv olarak kullanılmak üzere bırakılmaktadır.
Kaçak yapan damar normal işlevinin tam tersini yaparak bacaktaki diğer normal toplardamarların akciğere gönderdiği kirli kanı tekrar bacaklara kaçıran vücuda zararlı bir toplardamardır. Bu haliyle normal işlev gören diğer bacak toplardamarlarına bir “yük” oluşturur. Bu nedenle kaçak yapan damarın lazerle kapatılması ya da cerrahi olarak alınması diğer damarların yükünü azaltarak bacağı rahatlatır.
Tamamen farklıdır. Transdermal (yüzeyel) lazer cilt içindeki kırmızı renkli kılcal varisleri ciltten verilen lazer enerjisiyle tedavi etmek için yıllardır kullanılan bir yöntemdir. EVLA ise ilk kez 2002 yılında uygulanan, büyük varislere kan kaçıran damarları ameliyatsız olarak kapatmak için kullanılan ve tüm dünyada hızla yaygınlaşan çok yeni bir tedavi yöntemidir.

Tedavi Öncesi Sonrası Fotoğraflar

İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU