444 55 44 Menu

Kronik derin ven trombozu olan her hastada girişimsel tedavi gerekli değildir. Ayaklarda her gün şişlik, ağrı ya da yürüme zorluğu gibi semptomlar varsa, ayak bileklerinde renk değişikliği ve bacakta venöz yaralar oluşmaya başladıysa, bu semptomlar hastanın yaşam kalitesini bozuyorsa, hasta anjiografik tedavi için değerlendirilmeye alınır.
Derin ven trombozu kasık toplardamarı (femoral ven seviyesi) üzerine çıkmış ve karın toplardamarına (iliak ven) ilerlemişse bu hastada damarın kendiliğinden açılma oranı çok düşük, Post trombotik sendrom gelişme olasılığı oldukça yüksektir ve hasta girişimsel tedavi adayıdır.

Anjiografik Tedavi Nasıl Yapılır?

Kronik derin ven trombozunda anjiografi eşliğinde girişimsel tedavi; ancak konuyla ilgili spesifik çalışan hekimlerin bulunduğu tecrübeli merkezde yapılan, özellikli bir tedavi şeklidir. Bu tedaviyi yapacak hekimin hem Doppler Ultrasonografi ve anjiografi cihazlarını çok iyi derecede kullanıyor olması, hemde çıkabilecek muhtemel komplikasyonları tedavi edebilecek cerrahi tecrübeye sahip olması gerekir. Maalesef bu durumdaki hastaların çoğu “kronik derin ven trombozunun tedavisiz bir hastalık olduğu” yanıtını alırlar ve hayatları boyunca uygun bir tedavi alamadan bu hastalıgın kötü sonuçları ile mücadele ederek yaşamak durumunda kalırlar.

Tedaviye cevap vermeyen yada yeniden DVT gelişen hastalar değerlendirildiğinde; %90’ındandan fazlasında ilgili toplardamara ait venöz kompresyon yada altta yatan kronik stenoz ortaya çıkar. May-Thurner sendromu (MTS), proksimal DVT gelişen hastaların tedavisi sırasında yapılan tanı testlerinde saptanan en yaygın patolojidir. Bu sendrom sol ana iliak venin, sağ ana iliak atardamar kompresyonu altında kalması ve 5. bel omuru arasında sıkışması ile karaterizedir. Devamlı venöz baskı ile zaman içinde toplardamar içinde yara dokusu gelişir, sonuç olarak iliak vende gelişen darlık iliofemoral DVT ile sonuçlanır.

Sadece kan sulandırıcı ile tedavi edilen iliak ven DVT’li hastaların %70-80’inde anlamlı rekanalizasyon (pıhtı erimesi) gelişmez ve %40 hastada trombüs yayılımı ile yeniden DVT riski devam eder. Çeşitli uluslararası çalışmalarda, May-Thurner sendromuna bağlı akut DVT gelişen ve anjiografik olarak tedavi edilen hasta serilerinde; pıhtıya erken müdahale ve venöz stent implantasyonu ile %100 tedavi başarısı bildirilmiştir. Ayrıca, hastaların takip ultrasonları ile tüm hastalarda venöz kapak fonksiyonun korunduğu gösterilmiştir.

İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU