444 55 44 Menu

Şeker hastalığı kan şekerinin yani glikozun dengede tutulmasını sağlayan insülin eksikliğinde ya da vücudun verdiği tepkiyle birlikte kanda glikozun fazla miktarda bulunması sonucunda gelişir. Bu hastalık Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak sınıflandırılır. Tip 1 diyabet hastalarında insülin yetersizliği, Tip 2 diyabet hastalarında ise insülinin etkisiz kalması söz konusudur. Kandaki glikozun yüksek olması organlarda ve dokularda hasara neden olur. Toplumdaki hastaların önemli bir kısmı şeker hastası olduğunun bile farkında değildir. Bu hastaların hastaneye yatış sebepleri arasında en önemlileri özellikle ayaklarda yaraların oluşması ve enfeksiyonlardır. Bunların ortaya çıkması diz altıdaki damarların tıkanıklığı yüzünden olur. Şeker hastalarında periferik damar hastalığına sık rastlanır.

Şeker hastalığında damar tutulumu sistemiktir. Hastaların böbrek damarlarında, kalp damarlarında, kol ve bacak damarlarına kadar tüm damarlarda tıkanıklık sorunları görülür. Hastalarda damar tıkanıklığına bağlı kronik ayak yaraları görülür, uygun tedavi edilmeyen hastalarda kangren gelişir ve uzvun kaybına kadar giden üzücü sonuçlarla karşılaşılabilir. Bu hastalarda bacak kesildikten sonrada yara oluşma riski vardır. Bu oran yaklaşık % 50 seviyesindedir. Bacağı kesilen hastaların yaşam süresi de kısalır. Genellikle bacağı kesildikten sonra hastaların % 40 kadarı 5 yıllık bir yaşama sahip olur. Bu nedenle şeker hastalarının ayaklarında oluşan yaralar iyi tedavi edilmelidir.

Diyabetik damar hastalığı nedenleri ve risk faktörleri

Şeker hastalığının nedenleri hakkında kesin veriler bulunmamaktadır. Hastalığın insülin direnciyle birlikte olması, kilolu kişileri daha fazla etkilemesi yaygındır. Hastalığın süresi uzadıkça, şişmanlık, yüksek tansiyon, sigara alışkanlığı, kan şekerinin kontrol altına alınamaması gibi etkenler olursa, diyabetik damar hastalığı hızla gelişmeye başlar. Hastalarda genellikle sinir hasarı yani nöropati damar tıkanıklığına eşlik eder. Nöropati hissizliğe neden olduğundan, hastalar ayaklarındaki yarayı bile başlangıçta hissetmez ve yara kontrolsüz şekilde ilerler. Ayakkabı vurması, ayakların basınca maruz kalması, tırnakların kesilmesi durumunda cildin hasarlanması gibi etkiler nöropati nedeniyle hissedilmez ve yaraya dönüşür. Ayaklardaki kas ve eklemlerde sinir rahatsızlığından etkilendiğinden, ayağın ağırlık merkezinde, yapısında değişiklikler oluşur. Hastalarda damar tıkanıklığı olduğundan, yaraların iyileşmesi de zorlaşır. Antibiyotiklerde dokulara kadar etkili olamadığından, yara tedavisi güçleşir. Diyabetik damar hastalığı genellikle diz altı damarlarında gelişir. Bunun yansıması da ayaklardaki yaraların yaygın şekilde görülmesine yol açar.

Diyabetik damar hastalığı tanısı

Şeker hastalarındaki damar hastalığı ayak yaralarının incelenmesiyle araştırılmalıdır. Damar tıkanıklığı bu hastaları fazla etkilediğinden, tıkanıklığın yaranın iyileşmesini olumsuz şekilde etkilemesi nedeniyle, hastaların muayenesi sırasında nabız ölçümü yapılmalıdır. Bu yüzden ayak bileği kol basınç indeksi (ABİ) ölçümü yapılmalıdır. Bazen hastalarda damar tıkanıklığı olsa da, değer normal çıkabilir. Doğru teşhis için doppler ultrasonografi incelemesi yapılabilir. Tıkanıklık olmadığı kesinleşirse, hastalar diyabetik damar hastalığının eşlik etmediği ayaklardaki yara tedavisine alınır. Damar tıkanıklığı olursa, tedavinin belirlenmesi için hasta anjiografiye alınabilir. Şeker hastalarında anjiografiyle tüm damarlar incelenmelidir. Bu hastalarda diz altı ve üstü damarlarda tıkanıklık daha fazla olur. Aşağı kısımlara bakılmazsa, tıkanıklık atlanmış olur ve tedavi olanağı kalmaz.

Diyabetik damar hastalığı tedavisi

Bu hastalarda tedavi oldukça çeşitlidir. Kan şekeri ilaçlarla kontrol edilir, eğer enfeksiyon varsa antibiyotikler kullanılır, beslenme hataları düzeltilir. Yara bakımı içinde kullanılan farklı yöntemler uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Hastalarda damar hastalığı düzeltilmeden, kesinlikle parmak, ayak kesilmemeli ve yaraya müdahale edilmemelidir. İleri seviyede enfeksiyon olursa, bu tehdit edici bir sorundur. Acil müdahale gerektirdiğinden, cansız dokular temizlenir, apse boşaltılarak, damar tedavileri daha sonraya bırakılır. Böyle aciliyet olmadığı takdirde, öncelik her zaman damar tedavisi olmalıdır. Hastalara yapılacak tedavi ve diğer girişimler ayaktaki yaranın enfeksiyonuna göre planlanmalıdır.

Damar tıkanıklığı tedavisinde ilk aşamada tıkanıklık balon ya da stentle açılmaya çalışılır. Bunların yapılamaması ya da başarısız olması halinde, hastaya bypass operasyonu yapılmalıdır. Bu operasyonda damardaki tıkanıklığın altında ve üstünde damarlara köprü yapılmakta ve kan akımının devam etmesi sağlanmaktadır. Diyabetik damar hastalığı ve ayak yaralarının tedavisinde en etkili tedavi budur. Hastaya belirli oranda anestezi verilerek, genellikle hastanın kendi damarları kullanılarak yapılır. Bu tedavinin ömrü de uzun olur. Bunların dışında tedavide hastanın durumuna göre dizaltı damarlara distal bypass, bacağın kesilmesi yani amputasyon gibi tedavilerde tercih edilebilir.

Hastalarda tedaviye destek olacak yaşam tarzı değişiklerine gitmelidir. Sigara içmemek, beslenmeye özen göstermek, ayak bakımı, egzersiz yapma gibi uygulamalar ihmal edilmemelidir. Hastaların çoğunda diyabetik damar hastalığı nedeniyle duyu kaybı olduğundan, kendileri tarafından ayaktaki yaralar fark edilmez. Bu yüzden yara büyür ve enfekte olur. Bu tedaviyi zorlaştıran bir etkendir. Bu yüzden şeker hastalığı bulunan kişiler ayaklarını her zaman kontrol etmeli, ılık suyla yıkamalı, iyice kurulamalıdır. Ayaklarındaki en küçük yarada bile doktora gitmeleri gerekir.

İLETİŞİME GEÇİN

İLETİŞİM FORMU